Sismik Kırılma Yöntemi | Sondaj

SONDAJ ve AMACI

• Yeraltındaki su, maden, petrol gibi zenginliklerden istifade amacıyla ya da yeraltındaki jeolojik yapıların ve birimlerin özelliklerinin incelenmesi amacıyla açılan dar ve derin kuyulara sondaj kuyusu diyoruz. Bu işlemede sondaj denir.

• İlk sondajın nerde ve nasıl yapıldığıyla ilgili kayıtlı bilgi yoktur. Fakat, m.ö. 3000 yıllarında mısırlıların taş çıkarmak için aşındırıcı tozlar kullanarak sığ çukurlar açtıkları ve m.ö. 2000 yıllarında da Çinlilerin tuzlu su çıkarmak için ciddi ciddi sondajla açtığı kuyular olduğu söylenmektedir. Avrupa’da açıldığı bilinen ilk sondaj kuyusu ise 1126 yılında Fransa’nın Artois kasabasında açılmıştır. Çıkan suyun basınçlı olduğu ve bundan dolayı kuyunun bulunduğu kasabanın adını alarak artezyen dendiği bilinmektedir.

Sondajın Tarihçesi
• Dünyada petrol aramak için ilk sondaj 1859 yılında Amerika`da yapılmış ve 23 metre takriben 2 yıla yakın bir zamanda delinmiştir. Bu tarihten sonra sondaj tekniği ve sondaj makineleri süratle gelişerek bugünkü seviyeye ulaşmıştır. Bugün dünyada düşey olarak delinmiş en derin sondaj kuyusu( araştırma amaçlı) Rusya`da olup derinliği yaklaşık olarak 9.000 metre civarındadır. Türkiye`de ise en derin sondaj kuyusu Antalya civarında delinen Demre-1 kuyusu olup 6111 metredir. Bugün Türkiye’de petrol üretimi yapılan kuyuların ortalama derinliği 1350 metre ile 2500 metre arasında değişmektedir.

Yeraltısularından Yararlanma
• Yeraltısularından yararlanma insanlığın çok eski devirlerinden beri süregelmektedir. Tarih öncesi devirlerden bu yana kazı tekniğinin gelişmesine paralel olarak yeraltısularından yararlanma da artmıştır. Türkiye’de yeraltısularından yararlanma 1950den sonra hızla artmış, geniş ovaların sulanmasında, yerleşim merkezlerinin su gereksinimlerinin karşılanmasında kullanılmıştır. Yeraltısuları, yüzey sularına oranla içerlerinde daha fazla çözünmüş madde içermelerine ve genellikle daha pahalı elde edilmelerine rağmen;

• sıcaklıklarının mevsimlere göre çok az değişmesi,
• renksiz ve berrak oluşu,
• temiz ve kirlenmesinin güç olması,
- kimyasal bileşiminin değişmemesi,
nedenleri ile yüzey sularından daha üstündürler.


YERALTISUYU

• Bir sahada yeraltısuyu vardır diyebilmek için üç ana koşulun bir arada olması gerekir:
1. Beslenme sahası, yani yağmur sularının üzerine düşerek yeraltına bir kısmının sızacağı saha.
2. Poröz yani boşluklu bir ortam. Bu ortam kum, çakıl gibi taneli formasyonlar veya kaya çatlakları olabilir. Kayalar içerisinde yeraltı suyu taşımaya en uygun olanı kireç taşlarıdır. Atmosferden bir miktar CO2 alan yağmur suyu kireçtaşı üzerine düştüğünde yatay tabaka ve düşey çatlakları olan kireçtaşına sızmakta ve zaman içerisinde çok büyük boşluk sistemlerini oluşturmaktadır. Bu sistemlerde yeraltı nehirleri bile meydana gelebilmektedir. Bu sistemlere karstik sistem denilir ve bunlar yeraltı sularının en bol bulunabileceği ortamları teşkil ederler.
3. Üçüncü ana koşul ise boşluklu veya çatlaklı ortama sızan suların yeraltında depolanabileceği, birikebileceği bir yapının var olmasıdır. Devlet 10 metreden daha derin kuyuları tıpkı maden yataklarında olduğu gibi kamu malı kabul etmiş ve yeraltı suyundan istifadeyi izine bağlamıştır. Bu izin DSİ tarafından verilmektedir. İzinsiz açılan kuyular, yukarıda bahsi geçen kullanılabilir emniyetli su rezervi hesaplarını alt üst ettiği gibi bir çok sahada, kullanılmaması gereken kötü kaliteli suların bilinçsizce araziye verilerek ürünlerin kuruması, verimin düşmesi ve arazinin çoraklaşmasına neden olmaktadır.


Yeraltısuyu Arama Teknikleri
• Yerel yada devlet kurumlar tarafından hazırlanmış hidrojeolojik haritalar ve raporlar
• Yüzeyde gerçekleştirilen jeofiziksel etüdler
• Sondaj kuyularında (borehole) yapılan örnekleme
• Sondaj kuyularında yapılan jeofiziksel loglama
– Jeofizik yöntemlerle elde edilen veriler tek başına doğruluk derecesi sınırlı olan bilgiler sunmaktadır. Bu nedenle, bu veriler kuyulardan alınan örneklerle korele edilmelidir.
– Veriler hem bölgesel hidrojeooji hem de metodoloji hakkında deneyimli kişiler tarafından yorumlanmalıdır.

Su kuyusu araştırmalarında temel adımlar
• Test kuyuları için en uygun yerlerin bulunması
• Sondajla kesilen formasyonları temsil eden örnekler alınması
• Tamamlanmış kuyularda jeofiziksel loglama yapılması
• Her geçirimli formasyonda statik su seviyesi derinliğinin tespit edilmesi
• Su kalitesini belirlemek için potansiyel akiferlerden su örneklerinin alınması

Yeraltısuyu Aramalarında Kullanılan Haritalar
• Haritalar

1. Topoğrafik haritalar
2. Jeolojik birimlerin türü ve bölgenin yüzey topoğrafyası yer altı suyunun yerini etkilemektedir.
3. Bitki örtüsü, özellikle kurak iklimlerde sığ yeraltı suyununun mevcut olduğu yerleri gösterebilir.
4. Akarsu ağlarının yoğunluğu ve yüzey drenaj şekilleri infiltrasyonun nerede meydana geldiğinin gösterebilir.

• Jeolojik Haritalar
• Hidrojeolojik haritalar
• Hidrojeokimyasal haritalar
• Hava fotoğrafları

Formasyon Örneklemesi
• Her yeraltısuyu araştırmalarında, sahadaki jeolojik birimlerin incelenmesi ve bu birimlerin su tutma ve iletme kapasitelerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Jeolojik birimler hakkında güvenilir bilgiler, sondaj sırasında kesilen formasyon örneklerinden, kuyuda yapılan jeofiziksel loglama ve akiferden yapılan test pompajı ile elde edilebilir.
• Litolojik loglar, her bir formasyonun jeolojik karakteri, değişikliğin gözlemlendiği derinlik, formasyonun kalınlığı, su seviyesinin derinliği gibi bilgiler içermektedir.
• 200ft(61 m) den az derinlikte açılan kuyularda, formasyon örneklemesi her 5ft(1.5m) de ve birimlerde her değişiklik gözlemlendiği zaman yapılmalıdır.
• Formasyon örneklemesi, kullanılan sondaj matkabının tipine bağlı olarak değişik metodlarla yapılabilir.
– Rotari sondaj (yan duvardan karot alma, çift duvar metodu, auger metodu)
– Darbeli sondaj

Jeofizik Arama Metotları
Yüzey jeofizik yöntemleri

1. • Elektromanyetik
2. • Elektrik Özdirenç
3. • Sismik
4. • Gravite

Kuyu jeofiziği yöntemleri
1. • Rezistivite logları
2. • Gamma logları
3. • Nötron logları
4. • Sıcaklık logları
5. • Kaliper logları

Elektrik Özdirenç (rezistivite) Metodu
• Yeraltısuyu aramalarında kullanılan temel jeofiziksel yöntem
• Jeolojik bir birimin elektrik akımını iletme potansiyeli, malzemenin gözenekliliğine, gözenekliklerinin birbiri ile bağlantılı olma derecesine, gözeneklerdeki suyun hacimine vekondüktivitesine bağlıdır.
• Çoğu kayaç parçaçıkları elektriksel akıma direnç gösterdiklerinden, ortamda suyun mevcudiyeti ve kimyasal özelliği elektrik akımının akışını kontrol eden ana etkendir.
• Ortamın gözenekliliği, hidrolik kondüktivitesi, su muhtevası, suyun tuzluluk derecesi artıkca, rezistivite azalır.

Kuyularla Yeraltısularından Yararlanma
• Bir su kuyusu yeri seçerken dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır;
• Akarsu ve kuru derelerin taşkın alanlarının dışında,
• Heyelanlardan ve bataklıklardan yeterince uzakta,
• Septik çukur, kanal ve tanklardan vb en az 40-50 m. uzakta
• Denizsuyunun yeraltısuyu içine girişimini önleyecek kadar sahilden içeride,
• Dahaönceaçılmış kuyuların etki alanları dışında, olmalıdır.

Dar ve geniş çaplı kuyular
Açılaçak kuyunun genişliğini aşağıdaki faktörlere bağlı olacaktır.
• lokasyonun jeolojisi
• mevcut malzemeler ve maliyetleri
• sondajı yapan kişinin deneyimi ve maliyeti

- kuyunun kullanımı
Dar veya geniş çaplı kuyular açılırken düşünülmesi gereken diğer bir husus ise suyun depolanmasına ihtiyaç duyulup duyulmadığıdır. Bu durum özellikle geçirimliliği düşük kayaçlarda önem arz etmektedir. Eğer depolama gerekirse , küçük kuyular için yüzeyde kurulaçak bir tankın maliyeti, büyük çaplı kuyuların maliyeti ile karşılaştırılmalıdır.

Geniş çaplı kuyuların yapım gerekceleri
• Pompa maliyeti ve bakım sorunu olmayışı
• Kuyuları tamir etme ve geliştirme imkanı
• Geçirimliliği düşük akiferlerde yeraltısuyunu depolama gerekliliği
• Düşük maliyetli işçilik

Geniş çaplı kuyuların dezavantajları
• İnşaat aşamasının uzun sürmesi ve çok fazla efor gerekililği
• Yapım sırasında ve sonrasınfa daha fazla güvenlik sorunlarının mevcut olması
• Kuyu suyunun kirlenmesini önlemenin zorluğu
• Harçanan efor için genellikle daha düşük oranlarda su akışının elde edilmesi

İnsan gücü ve alet kullanarak su kuyusu (sığ kuyu) açma yöntemleri
Adi kuyular (Excavated wells with brick or stone lining)

• Tarihsel devirlerden bu yana yeraltısularından en fazla adi kuyu yoluyla ararlanılmıştır.
• Adikuyularçoğunlukla daire (bazen kare ve dikdörtgen) kesitli olmak üzere basit el aletleri (kazma, kürek vb) ile kazılarak açılır. Çapları 0,8-6 metre arasında değişir.
• 2m çapında açılçak bir kuyudan kazılan malzemenin hacimi 1 metre çapında açılaçak kuyunun dört katıdır. Dolayısıyla, kazılarak açılan bir çok kuyunun ortalama çapı 1.2-1.5 metre arasındadır.
• Küçük çaplı olanlar ancak bir veya birkaç evin su gereksinimini karşılamada, geniş çaplılar sulamada kullanılırlar.
• Geniş çaplı kuyular içerisinde fazla su biriktiğinden aynı zamanda depo görevi görürler.
• Kendinitutamayan(pekişmemiş) formasyonlarda açılan kuyular taş veya tuğla ile örülürler.

Genellikle derinlikleri 10-15m arasında olup bazen 30-50m derinlikte olanları vardır. Mardin’de Türkiye’nin bilinen en derin adi kuyusu 117m.dir.
• Adi kuyularda beslenme tabandan, tuğla-taş arası boşluklardan olmaktadır.

Keson kuyular (Excavated wells withconcrete curbs)
• Keson kuyular, kenarları beton yada betonarme olarak dökülen silindirik parçalar (curb) ile yapılır.
• Çapları 3-6m arasında değişen parçaların yükseklikleri 0,9-1,2m kadardır.
• Kuyu açmaya başlarken silindirik ilk parçanın altına çarık denilen keskin uçlu bir kısım eklenir. Sonra keson ve çarık içinde kalan kısım kazılır.
• Çarık ve keson parça, kazı ilerledikçe yerçekimi ile aşağıya inerler.

Dışarıda hazırlanan silindirik parçalar eklenerek bu işleme sonuna kadar devam edilir. Yeraltından su alınacak seviyeler karşılığına, suyun akışını sağlayacak delikler (barbakan) bırakılır.
• Keson kuyuların derinlikleri ender olarak 30 m.yi geçer. Genellikle 10-20m arasında olur.

Kollektör Kuyular
• Büyük su gereksinimlerinin karşılanmasında, özellikle akarsulara yakın alüvyonlar içinde açılan keson kuyularda, daha geniş bir alandan suyu toplamak amacı ile akifer içine çepeçevre yatay borular yerleştirilir.
• Hidrolik krikolarla yerleştirilen bu boruların çapları 15-20cm, boyları 30-50m kadardır. Yatay boruların çapı, boyu ve sayıları akiferin özelliklerine ve istenen suyun miktarına göre değişmektedir.
• Tek bir kuyu ile geniş bir alandan suyu toplayan bu tip kuyulara toplayıcı kuyu anlamında kollektör kuyu adı verilmektedir.
• Kollektör kuyular Amerika’da Ranney, Avrupa’da Felmann yeraltısuyu firmaları tarafından özel şekilde geliştirilmiş ve patentleri alınmıştır. Bu bakımdan, kollektör kuyular Ranney Tipi veya Felmann Tipi kuyular olarak da bilinmektedir.
• Bu kuyuların maliyeti yüksek olmakla birlikte verimleri yüksek, bakım ve onarım giderlerinin azdır. Yurdumuzda ve doğu ülkelerinde bu türe benzer kuyular çok eskiden beri kuyu dibine yatay galeriler sürülerek yapılmıştır. Türkiye’de 1963 tarihinde Bursa Sanayi Sitesi’nin su gereksiniminin karşılanmasında Nilüfer Çayı’nın alüvyonları içinde yatay borulu kolektör kuyular açılmıştır.

Kollektör Kuyular Düşey olmayan kuyular: Yarma, Galeri , Tüneller
• İnfiltrasyon galerisi. Yeraltısuyu tablası altında inşa edilen yatay hücre.Ortamın geçirimliliğinin düşük olmasından dolayı geniş akım alanına ihtiyaç duyulan yerlerde kullanılır. Büyük bir trenç kazılarak yapılır. Trenç çakıl ile döşenir ve bir sıra prefabrik beton silindir trenç eksen boyunca galeri oluşturmak için yerleştirilir. Çatlaklar su girişine izin vermek için açık bırakılır. Galerinin etrafı çakıl ile döşenir ve trenç geri doldurulur.
•Tüneller(Ghanats): Bir dağın yada tepenin tabanında, genellikle alüvyal malzeme içerisinde açılan, yukarı uçu yeraltısuyu tablası ile kesişen hafif eğimli tünellerdir. Düşey şaftlar, tünelin tavanından yer yüzeyine doğru uzanır. Bu şaftlar, kazı sırasında hazalandırma işlemi için aynı zamanda kazılan malzemenin uzaklaştırılması için kullanılırlar. Yarmalar, orta doğuda 2500 yıldır kullanılmaktadır. Bir kaç kilometre uzunluğunda olabilirler. Hem sulama hemde kentsel su sağlama amaçlı kullanılırlar.Bir çoğu iran`ın bazı bölgelerinde halen kullanılmaktadır.

Burgu(Auger) ile açılan kuyular
• Yeraltısu seviyesi yüzeye yakın ve geçirgenliği yüksek olan çimentosuz kum-çakıl gibi akiferlerde el burguları veya motorlu burgularla kısa zamanda ekonomik olarak kuyular açılır. Derinlikleri genel olarak 30m.yi pek geçmez. Çapları 30cm kadar olabilir. Bu metodla açılmış bilinen en derin kuyu 38 m`dir.

Burgu(Auger) ile açılan kuyular
Burgu ile açılan kuyularda burguyu desteklemek için Tripod kullanılır. Burgu ile açılan kuyularda her seferinde burguyu boşaltma gerekliliği bu metodla açılan kuyuların derinliğine bir sınırlama getirmektedir.

Çakma Kuyular
Çakma kuyular (Driven tube wells)

• Su düzeyinin derinde olmadığı kohezyonsuz (kum-çakıl) zeminlerde, yersel su gereksinimlerinin karşılanmasında, boruların zemin içine çakılması yolu ile açılan kuyulardan yararlanılır.
• Bu kuyular, alt ucunda sivri bir ucu bulunan boruların, üzerlerine balyoz veya tokmaklarla vurulması sonucu zemine çakılması ile açılır. Bu işte çalışanlarca, çakma sırasındaki zeminin davranışı ve ilerleme hızına göre ortamın cinsi hakkında bilgi sahibi olunabilir.
• En alttaki boru deliklidir (filtre). 3-10 cm çaplı boruların 25m.ye kadar çakılması olasıdır.

Sondaj makinesi kullanarak su kuyusu (derin kuyu) açma yöntemleri
• Su sondajları, darbeli, döner(rotari) veya kombine (darbeli+döner) yöntemlerden biri kullanılarak araştırma veya üretim amaçlı olarak yapılır. Üretim amaçlı yapılan sondajlar genellikle bir tasarıma göre yürütülür ve bunlara “su sondaj kuyuları” adı verilir.
Bir su sondaj kuyusunun aşamaları tasarım, delme, borulama, yalıtım ve pekiştirme, çakıllama, yıkama, geliştirme, su verim deneyleri ve sterilizasyondur.

Sismik çalışmada P ve S dalgalarını oluşturma sırasında impulsif enerji kaynaklarından balyoz kullanılmış ve elde edilen P ve S dalgaları zamana bağlı, X’ in fonksiyonu olarak çizilmiş ve hızlar elde edilmiştir.Yapılan bu çalışmada P ve S kayıtları alınarak her biri üzerinde ilk kırılmalar belirlenip uzaklık – zaman grafiğinde işaretlenmiştir. Bu grafiklerden En Küçük Kareler Yöntemi (E.K.K.Y.) ile doğrunun eğiminden P ve S hızları belirlenmiştir. Elde edilen P ve S hızlardan zemine ait tabaka kalınlıkları, su muhtevası, boşluk - kırık – çatlak sistemlerinin varlığı ve sıklığı, elastik parametreler, zemin hakim titreşim periyodu, zemin taşıma kapasitesi ve oturmalar gibi parametreler tespit edilmiştir. Sismik Yöntem yer içinden sismik dalga geçişine karşı yer süreksizliklerinin gösterdiği farklı tepkilerin belirlenmesini kapsar. Herhangi bir kaynaktan yayılan dalgalar farklı uzaklıklardaki alıcılarla izlenirken, yayınım geometrisine bağlı olarak  bu yöntem; Sismik Kırılma (Seismic Refraction),  Sismik Yansıma ( Seismic Reflection ) olmak üzere ikiye ayrılır. Etüt alanında bu yöntemlerden sismik kırılma  yöntemi uygulanmıştır.Sismik-kırılma ile sahanın zeminini teşkil eden ve özellikle temelin kazılacağı bozuşma zonunun yerindeki doğal şartlar altında, dinamik yöntemle tespit edilen fiziksel ve elastik parametrelere ulaşabilmek ve bu sayede dekapajın gerekli olup olmadığını, olduğu taktirde temelin hangi zemine oturtulacağını (şekil 1’de farklı bir zemin görülmektedir) belirlemek için, incelenen sahada sismik- kırılma yapılmıştır.
Kullanılan Alet Tipi; İnceleme alanında zeminin dinamik, litolojik yapısını aydınlatmak amacıyla yapılan Sismik Kırılma (Refraction) çalışmalarında PASI-12S12L marka , 12 kanallı sismik cihaz kullanılmıştır. Alınan ölçülerde sinyali izleme, gürültüyü ayrımlayan, analog ve sayısal filtreleme işlemi otomatik olarak yapıldığından en az güç harcayarak yüksek sinyal/gürültü oranı elde edilmektedir. Sistem bilgisayar aracılığı ile örnekleme aralığını seçebilen, bir triggerli balyoz, 12 adet yatay jeofon, 12 adet düşey jeofon ve özel bağlantı ünitelerinden oluşmaktadır.

Farklı zemine maruz kalmayan bina.


Metodun Araziye Uygulanması; Sismik ölçüler yer içinde yayılan boyuna (longitidunal) veya  sıkışma (compressional) Vp, ayrıca enine (transversa ) veya kayma (shear) Vs, sismik dalga türlerinin her ikisinin ölçülmesi şeklinde yapılmıştır.Vp  sismik dalga hızı, yeraltı yapısal konumlarını tespit etmek ve Vs sismik dalga hızı , yeraltı yanal süreksizlikler ile mekanik özellikleri daha iyi tanımak amacıyla ölçülmüştür. Alınan sismik ölçü kayıtları eklerde sunulmuştur.Ölçü profil uzunlukları ( serim boyu ) 26 metre uzunlukta tutulmuştur. Jeofon aralıkları 2.0 metre ve Offset uzaklığı 2.0 metre olarak uygulanmıştır. Boyuna sismik dalga çift, enine sismik dalga çift taraflı olarak ölçülmüştür.
Zeminlerin aşağıdaki fiziksel ve yapısal özelliklerinden biri veya birkaçı depremin yer hareketlerinin davranışını, yani sismik hızlarını, periyodunu, ivmesini, deprem süresini, ve en önemlisi deprem şiddetini ( hasar derecesini ) belirleye, etkileyen ve bir zemin etüdünde saptanması gereken başlıca faktörlerdir. Bu özellikler ve parametreler gereksinim nedenleriyle birlikte özet olarak aşağıda verilmiştir.
•    Sismik hızlar, sismik kayma dalgası (Vs), ve sıkışma dalgası (Vp) hacim Dalgala-rını oluşturur.Yüzey dalgaları ise rayleigh, shear ve love dalgalarıdır. P dalgalarının gelişi sırasında partiküller yayılma doğrultusuna  paralel olarak titreşir. Her türlü ortamda (katı, sıvı, gaz) yayılırlar. S dalgası ise ikincil olarak gelir. Likit ortamlarda ilerleyemezler. Sismik hızlar  porozitesi az kompakt ve yoğunluğu fazla olan kayaçlarda yüksektir. Yüzey dalgaları ise yayılma doğrultusuna dik olarak gelişir.bunlar çok tehlikeli dalgalardır. Sismik dalgayı etkileyen en önemli faktör elastik parametrelerdir.Bu dalgalar yayılırken küresel yayılırlar. Sismik hızlar ; zemin hakim titreşim periyodunu, katman sıkılığını, elastik parametreleri, katman konumlarını ve zeminin deprem şiddetini artırma özelliklerini saptamak için kullanılır. Birimi m/sn dir. V= ?x/?t  formülüyle hesaplanır.
•    Yoğunluk, zemin ve kaya ortamlarında farklı değerler alır. d ile ifade edilir. Porozitesi yüksek,  gözenekli, gevşek ortamlarda değeri düşer. Sağlam çatlaksız ortamlarda ise değeri yüksektir. Tüm bozuşmamış kayaçlar için yoğunluk 2.6   gr/cm3  tür. Vp – Vs oranı az ise yoğunluk yüksek yani zemin sağlamdır. Ancak oran yüksek ise zeminde ıslaklık vardır. Birimi gr/cm3  tür.  d=0.31*Vp0.25   dir.
•    Zemin Taşıma Gücü, qu= (d*Vs2)/200 formülüyle hesaplanır.
•    Güvenlik Katsayısı, 3.00 alınmıştır. Gs ile gösterilir.
•    Zemin Emniyet Gerilmesi, qe= qu/Gs   formülüyle hesaplanır. Yeraltısuyu seviyesinin yüzeye yakın olduğu yerlerde (qu* 0.5veya 0.6) ile çarpılır.
•    Zemin Hakim Titreşim Periyodu, ile bina öz periyodunun rezonansa girmemesi için kullanılır.Kayaçlarda aldığı değer zeminlerde aldığı değerden düşüktür. To ile gösterilir. 0 – 1 arasında değer alır.Bina yüksekliği hakkında bilgi verir. Birimi saniyedir. To=4*((h1/Vs1)+(50-h1/Vs2 )formülüyle hesaplanır.
•    Zemin büyütmesi, zeminin gevşek, sıkı, sulu, gözenekli olmasına göre değişir. n ile gösterilir. Deprem şiddet artış kat sayısı olarak bilinir. Deprem şiddetini artıran fiziksel özelliklerden biridir. Örneğin, zemin büyütmesi 2 ise 6 büyüklüğündeki  deprem 8 büyüklüğünde etki gösterir. Ortamda zemin sıvılaşması varsa o da ayrıca hesaplanır. n= 1.67*log((Vsn*dn)/(Vs*d))   formülüyle hesaplanır. Vsn = 2700 m/sn  dn =2.5 gr/cm3
•    Poisson  oranı, formasyonun enine birim değişmesinin boyuna birim değişmesine oranı olarak tarif edilir. Gevşek kayaçlar,  porozitesi yüksek gözenekli, kırıklı çatlaklı ortamlarda  değeri 0-0.5 arasındadır. Kayaçlar sertleştikçe değeri düşer. Granit ve bazalt gibi sert kütlelerde değeri 0.05’e kadar düşer. ? ile gösterilir. Birimsizdir. ?= ((Vp/Vs)2-2)/ (2*(Vp/Vs)2)-2  formülüyle hesaplanır.
•    Kayma modülü, makaslama gerilmelerine karşı formasyonun direncini gösterir. Gd ile gösterilir. Sıvıların makaslamaya karşı direnci olmadığından bu modül sıvılar için sıfırdır. Dinamik kayma modülü ne kadar yüksekse formasyonun makaslama gerilmelerine karşı direncide o kadar fazla demektir. Kısaca kaymaya karşı olan dirençtir. Zeminin su muhtevası arttıkça Gd azalır. Gd= (d* Vs2)/100 kg/cm2       formülüyle hesaplanır.
•    Elastisite modülü, bir doğrultuda streslerin strainlere oranı olarak tanımlanır ve inşaat mühendislerince hesaplamalarda dikkate alınır. Dinamik Young Modülü olarak ta bilinir. Ed ile gösterilir. Zeminlerin dayanımı, sağlamlığı hakkında bilgi verir. Birimi kg/cm² dir. Ed = Gd*(3Vp2- 4Vs2)/ (Vp2-Vs2)   formülüyle hesaplanır.
•    Bulk modülü, sıkışmazlık modülü olarak da bilinir. Ve ortamın sıkışmazlığını gösterir. Belli bir basınç altında sıkışmaya karşı olan dirençtir. Zeminlerde sıkışma değeri düşük, kayalarda ise yüksektir. Kd ile gösterilir. Birimi kg/cm²dir.Kd= d*( Vp2 – 4/3Vs2) /100 formülüyle hesaplanır.
•    Yatak Katsayısı, yatak katsayı-zem.emn. gerilmesi abağı“Yeraltı araştırmaYönt.Ahmet Ercan2002”
•    Sıkışırlık modülü, Bulk Modülünün tersidir (1/ bulk modülü) Birimi cm²/kg dir. mv:1/ Kd    formülüyle hesaplanır.
•    Zemin oturması, zemin emniyet gerilmesi ve taşıma gücüne bağlı olarak zeminin kaç cm oturacağını belirtir. s  ile gösterilir. Birimi  cm.  dir. Sismik verilerin dinamik düzeltmeleri yapıldıktan sonra değerlendirilmesi sonucunda çalışma alanının kesitleri ortaya çıkarılmıştır.